top of page

Conceived between 1863 and 1864.

Masque de l’Homme au Nez Cassé [Burnu Kırık Bir Adamın Maskesi]

1863-1864 yılları arasında tasarlandı

Yükseklik 

25.5 cm

İmza ve ibareler

A. Rodin, ayrıca iç kısımda kabartma ‘A.Rodin’ imzalı. Alexis Rudier Fondeur Paris ibareli

Envanter Numarası

RCG0018.2-13

Ziyaret Saatleri

10.00 - 18.00

Malzemeler

Kahverengi patinalı bronz

Lokasyon

The Arkın Clock Tower - Arkın Group Headquarters

Rodin bu portreyi ilk büyük çalışması olarak görüyor ve onu yaptığı modellemelerin ilk istisnai/fevkalade parçası olarak nitelendiriyordu. Portreyi yapmaya 1863 yılında başladı, niyeti onu Paris Salonu’na kendisinin ilk heykel çalışması olarak sunmaktı. Ertesi yıl The Man with the Broken Nose (Kırık Burunlu Adam), başın arka kısmının Rodin’in stüdyosunun çok soğuk olması sebebiyle donarak kopmasının ardından The Mask of the Man with the Broken Nose (Kırık Burunlu Adamın Maskesi) adını aldı. Tesadüflere inanan Rodin, büst-portreyi bu haliyle sergilemek istedi. Salon’a teslim etmeden önce bir yıl boyunca üzerinde çalışmaya devam etti. Salon’un önce 1864’te, ardından da 1865’te adı sanı bilinmeyen bir heykeltıraşın tamamlanmamış bir modeli olarak gördükleri eserini sergilemeyi reddetmesi, onu fazlasıyla hayal kırıklığına uğrattı.

Ancak Rodin bu konudaki ısrarını sürdürdü ve 1874’te modelin mermer bir versiyonunu yontması için Léon Fourquet’i görevlendirdi. Bu aşamaya gelinceye kadar Rodin çalışmasını omuzlara kadar genişletmiş ve on yıl önce donarak kopmuş olan başın arka kısmını da yerine eklemişti. En nihayet eseri Salon’a kabul edildi ve Rodin’in orada sergilenen ilk çalışması oldu. Kısa bir süre sonra Rodin maskenin bronz dökümünü yaptırdı ve bu daha önceki versiyon da nihayet 1878 yılında Salon’da sergilendi.

Modelin klasik dönemle olan benzerlikleri gayet açıktır. İfadesiz gözler ve kalın saç tutamları, eski Yunan ya da Roma büstlerini çağrıştırır ve bu durum çağdaş izleyicilerin üzerinde kaybolmayacak bir etki yaratır. Buna rağmen bu klasik unsurları dışavurumcu bir doğalcılıkla birleştiren Rodin’in bu tavrı devrimci bir yaklaşımdı; söz konusu portrenin esin kaynağı açık bir biçimde hayatın içerisinden gelmekteydi.
Bu çalışma, Paris’in dışındaki Saint-Marcel bölgesinde Rodin’e modellik yapan Bibi lakaplı yerel bir ameleden yola çıkılarak yaratılmıştı. Rodin Bibi’yi hiçbir dalkavukluğa kalkışmadan, olduğu gibi, kırık burunla ve her nasılsa öyle tasvir etti, bu aynı zamanda alışılmadık/sıra dışı güzelliğe yönelik sürüp gidecek olan bir keşfetme sürecinin de başlangıcıydı. Gerçekten de Rodin, çirkinlikten çok kişiliğimizin bir ifadesi/yansıması olarak gördüğü bu süreçten, insan bedeninin bu kaçınılmaz gerilemesinden bozulmasından, fazlasıyla etkilenmişti.

bottom of page